Bugün bu yazıyı yazdıktan sonra yukarı katta küveti suyla doldurup biraz su altında kendimden öte sessizliği anımsayacağım. Sonra tekrar aşağı inip Finlandiya'yı son bir kez okuyup düzenleyeceğim. Bugün içinde Finlandiya son halini almış olacak. Telefon sessizde olursa bilin ki işim gücüm odur.
Bugün sahile giderken gözlükleri de yanıma almıştım ama yürümeden döndüm. Oysa bu yazma işi benim için her daim bir rutin şeklinde olmuştur. Sabah yürüyüş yapmadan tek bir sayfa yazmadım; tek bir bölüm hariç. O bölümde de sabah ilk uyandığımda aklımın daha net işlemesinden yararlanmak istemiştim. Gözlükleri falan da takmıştım. O bölüm, akıl yürütme ve bütünlük açısından kitabın en sağlam bölümü oldu.
Ne kadar inanmak istesem de ne duygulara, ne ruha, ne herhangi bir tanrıya, enerjiye şuna buna inanmıyorum. Hayatımda çok kez psikoloğa da psikiyatra da gittim. İnsanın kendini tanıması adına faydaları var; fakat bazı tespitlerde eksikler olduğunu düşünüyorum.
İnsanı farklı kılan somut nüanslarıdır. Benim görsel algımın bendeki yansımalarına dair tespitlerim aslında yaklaşık 2 sene önce Finlandiya'yı yazarken başlamıştı. O kitabı ben kayda değer seviyede bir ilgi dağınıklığı halinde yazdım.
Konsantrasyon problemleri, okulda ilgim dağılıyor, artık kitap okuyamıyorum, çeşitli tembellikler, görsel manzaralardan tam keyif almama, gündüzü ya da geceyi daha çok sevme, siyah beyazı daha çok sevmek...bunların hepsinin ya da çoğunun diyelim görsel kabiliyetlerimizle çok yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum.
Bir psikiyatra gittiğinizde size, sizin orta ve uzun vadede daha iyi hissetmenizi sağlayacak ilaçlar yazıyor. Çözülemeyecek eksiklikler için bu yöntemin en makul, kısmi çare olabileceğini de anlıyorum. Fakat (insanların geneli için konuşursak) problemler bence daha somut şeylerden kaynaklanıyor. Küçük yaşta ilgi dağınıklığı ilacı dayanan çocukkların hatırı sayılır bir kısmının daha sık göz muayenesine gidip astigmat vb. konuları irdelemeleri bence daha doğru. Ya da obez insanlarda yeme düzeni ve tansiyon değerleri, ya da ergenlerde mastürbasyon vb bağımlılık olup olmadığı. Ama öyle olmuyor. Ritalin, concerta vb ilaçlar çocuklarda; muhtelif anksiyete ilaçları ise yetişkenlerde su gibi gidiyor.
Detaylar önemlidir; belirleyicidir. Maalesef. Hayata bir büyüteç tutup baktığınızda ne kadar çok şeyin bağlantılı, okunabilir olduğu şaşırtıcı ve aslında işin heyecanından çalan bir durum oluşturuyor.
Ben 9.sınıf itibariyle lense geçtim. İlgi dağınıklığı, kitap artık okuyamıyorum vb. şikayetler de o zamanla start aldı aslında. Tek açıklama değildir fakat etken olduğunu kesinlikle düşünüyorum. Başka faktörler varsa da bu faktörle dolaylı bağlantılar (neden sonuç ve tekrar neden ve tekrar sonuç zinciri) içinde olduklarına inanıyorum.
****
Bugün çeneyi sağ ve hafif öne kaydıracak şekilde bir yüz pozisyonu yakalarsam görüntümün çok daha doğru olduğunu farkediyorum. Arabada kendimi daha keyifli hissediyordum; şimdi onun nedeninin de gayri ihtiyarı alnımı tavan köşesine dayayarak o açıyı yakalamamla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Sol çaprazımda oturan birinin tüm vucüdunu daha doğru yerleştirmiş halde algılarken sağ çapraza dönüp baktığımda focus noktası harici kısımların yerleri açı bazında zorla oturtululmuş ve daha dağınık duruyor. Düz bakış da sol çapraza göre daha dağınık (yüzün sağ tarafı ve çeneyle ayar çekmediğim sürece).
İzmir'de birçok akraba var. Hepsine sık sık sırayla uğrarım. Onların ev düzeni, ne kadar ışıkta veya karanlıkta oturmayı tercih ettikleri, onlara gittiğimde oturduğum yere göre hangi açıyla konuşmayı sürdürdüğüm vs. bunların hepsinin o evlerin bana hissetirdiğini etkilediğini ve uzun vadede ziyaret sıklığımı dair etkileyebildiğini fark ettim.
İşin dandik kısımlarından biri bu açının benim hayat boyu alıştığım açından biraz farklı olması. Daha az olmakla birlikte her daim başı belli oranda eğerdim sanırım ama çeneyi ileri değil daha geriye çekerdim.
Olay büyük ihtimalle astigmat; ve onla da bağlantılı olduğunu düşündüğüm operasyon sonrası belirginleşen sağ göz kapağı düşmesi ve yüz asimetrisi kaynaklı durumlar. .Çözüm kısmı biraz arızalı çünkü çektirdiğim kornea topografisinde ezelden beri olan astigmatlarımın aslında orada durduğunu fakat operasyonla onların farklı yonünde notrlemeler olduğunu görüyorum (axisleri 10 değil de 30 derece olan). Varolan tek bir astigmata doğru axisli gozlukle yanıt verebilirsiniz fakat bu eldeki yeni durum işi karıştırabilir. Üstelik 0.75in altına lens vermediklerinden ve benim sol 0.50 olduğundan lens opsiyonu da eskiden olduğunu gibi bence mevcut değil. Eldeki tek artı gibi görünen lenste var olduğunu düşündüğüm kuruma ve odaklanma sıkıntılarından bugünkü halde doğru açıyla baktığımda kaçınarak iş yapabildiğim.
Dünyayı arabayla ya da akşamüstünden itibaren görmem gerekecek. Bir kızın yüzüne baktığımda beyin beden ve bacakları idealin altında bir şekilde algılayacak. Sinemaya gittiğimde kızı sol tarafa mı oturtmalı şimdi; ya seks esnasında doğru yüz açısı mı kovalayacağım (üstelik alışmadığım bir açı)...of ki of. Sitcom mu çekiyoruz belli değil. Yastık açı sorununu daha doğal halledecek diye girl on topçı gruba daha mı sıcak bakacağım şimdi? E diğerleri? Olayın ortasında hüzün basarsa bunu düşünüp..psikologda oturan armutspor görüntüyü buradan görebiliyorum
Ciddiyetten kaydım gibi duruyor ama bunlar akılda cirit atıyor sürekli. Yürüyüş üzerinden vermeyeceksek kiloyu o zaman yüzme rotasını da belirledik. Kendimi içeri girip şut atacak Stoch yerine içeriyi kapadılar kanattan atak yapalım diye Uğur Boral'ı alan T.D gibi hissediyorum.
Tüm bu rezillik lensleri 2.5 gün yerine 1 hafta önceden çıkarmış olsam var olur muydu? Tüm sitelerde haftalar öncesinden bahsederken doktorun asistanı bana 3 gün demişti; sitesinde de 2-7 gün yazıyor. Üstelik bunlar yumuşak olsa da torik lensti ve sorun da astigmatta yaşandı.
Doktorun asistanı 1 gün bile olsa sorun olmaz demişti. Doktor da 3 günü sormuştu yapmadan ve ben 2.5 gün demiştim diye hatırlıyorum. Ama internette benim doktor özelinde astigmat odaklı başka sıkıntılar da okudum. İki gözde de zaten 1.75 astigmatı olan birinde bu kadar astigmat kalması çok çok precise bir durum olmadığını kanıtlıyor.
İşin trajikomik ve aslında bana daha iyi gelen çünkü belli ölçüde hesabı bana yazan kısmı (kendi hatamın var olması iç mahkememde daha kolay kabul olabiliyor); eğer ki bu op benim fikrim olsaydı ve ne olup bittiğinin farkında olsaydım; benim o makaleleri daha önce okuyup kendi insiyatifimle lensleri çok çok daha önceden çıkaracağım düşüncesi. Evet hem doktora, hem bende olmayan fikri birkaç deneme sonunda bana yamayan anneme belli oranda ihale çıkarıyorum ama gerçek ve bilinçli halim o dönemde ortalıkta olsaymış doktor dahil hiçkimsenin tavsiyesine tamamen bel bağlamazmış; kendi ikna olduğu ve riski minimum a indiren şartları yaratırmış olaya girişmeden.
Bugüne kadar aklımda vardığım tüm sonuçlara bugün daha bağlıyım. Daha net geliyor her şey. Bu korkutucu da bir yan taşıyor. Netlik ve bilgi; hayalgücünü, zarlar ters geldiğinde umudu da hançerleyen durumlar/olgular.
Ama yapacağız bir şeyler. Önce su altında sessizlik sonra Finlandiya. Sonrası dodokerim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder