Arşiv

Herhangi Bir Akşam

20 dakikalık bir yazı, sarj bitmeden. 

Babaanne evinde karanlık odada yatağımdayım. İçeride masterchef izliyorlar. Villakentteki evdeki sadece kendi gerçeklerimden oluşan sessizliktense insanların her şeye rağmen suda yüzmeye devam eder gibi gelen rutinlerinin etrafımda olmasını seviyorum. Aklıma masumiyet müzesinde ana karakterin Füsun'un evine sadece atıl kalan bir zamanda oturmak için gidip öylece zamana sadece varolarak karışması geliyor. O kitabı okurken kendi iç savaşım bu hali almamıştı ama yine de oradaki o anlamsız gibi görünen neredeyse zamanın somut bir hale büründüğü o ritüel anlatımında müthiş bir huzur duyduğumu düşünmüştüm. Hatta sadece o havada asıl kalan ve kabullenilmiş zaman duygusu için dahi kitabı tekrardan okuyasım var. Okumayacağım aşikar.

Sağ gözüm bugün de dün de ağrıdı. Astigmat ağrısı gibi duruyor. Yine de canımı o gece lambalardan saçılan ışık ya da görsel tereddütler kadar sıkmıyor bu. Hayatımda askerlik harici hep uykuyla arası uzak biri oldum. Bundan sonra daha barışık oluruz. Ağrı dediğin şeyi küçümsediğim yok ama en azından ayağına vuran bir ayakkabıyı çıkardığında duyduğun ferahlık gibi bir hissi de yaşıyor olacağım ara sıra. 

Yorgunluk mu desem başka şey mi bir şeyler var içimde. Bu yeni halime alışamadım. Düşünen halimden çok canım sıkılıyor. Bir ilaç olsa o sürekli analiz, tespit peşinde; gerçek ve somut olanın peşinde olan halimi uyutsam; o içimdeki daha hayvansı ama çocuksu halimi çıkarıp dışarı salsam; alabildiğine koşsa. Düşünmese, düşünmesek. 

Kitaba ikinci kısımdan bahsederdim de benim bile şu an özelinde pek umrumda değil. Açık pencereden ağrısı dinmiş gözümün yan tarafına şakağa doğru esen hafif akşam rüzgarı tüm gelecek planlarımdan daha keyifli ve gerçek. 

Kitaba dair ne söyleyeyim. Şiddet, kaos, anarşi. Ve müzik. Becerebilirsem müzik duygusuna yakın bir ton kovalamak istiyorum. Düşüncenin o içi anlamlı dışı çirkin ve sıkıcı yapısını ekarte edebildiğim zamanlarda sanki dans eder gibi cümleler aksın. Kaos duygusunu bir müzik besteler gibi yazabilmek istiyorum. Anarşi duygusunu bir cam patlama anı gibi. Ki en iyi bildiğim; dışarıda herkesin her şey normalmiş gibi yaparken içimdeki o tezat ruh haline en çok uyan o camın patlamaya hazır hali. 

Babaannem namazını kılmak için odasına giderken yan odanın ışığını açtı. O karanlığın verdiği huzurdan bir parça eksildi gibi. Ya da değişti belki ama bana tüm değişimler eksilme gibi geliyor. Bak yine ağrı bile uyanıyor hatta. 

Ah Estella. Ah eskiler diyecektim ki rüzgar tekrar esti. 
Burada bırakalım. 

Artık bir tür huzur edinmenin yolunu bul. Kendinden, hırslarından, geçmişinden ve mahkemelerinden arın çocuk. Sonbahar kapımızda. 

18 dakika olmuş. Şarj da bitiyor. Kafi. 


Hiç yorum yok: