Burayı okuyan bir avuç insan kaldı.
Kendimi biliyorum. Günlerimi yaşarken ezberlediğim bir tiyatro oyununu izliyor gibiyim.
Küçük insanların büyük insan ihtiyacını karşılamak için bomboş insanları baştacı ettiği bir ülkenin, hatta dünyanın bu zaman dilimindeki insanlarından birisiyim.
Mutlu biri olduğum söylenemez. Son bir yıldır öfkeliyim; ve birkaç duygu daha. Kendi fikrim dahi olmayan göz çizdirme operasyonundan sonra özellikle sağ gözde kalan astigmat benim olduğum insan için korkunç bir hal doğurdu.
Finlandiya mutsuzluğu sonrası umutla verdiğim yaklaşık 35 kiloyu fazlasıyla o korkunç son yılda geri aldım. Fakat bu konuda bir endişem yok. Dolaştığım kıyıları düşününce bu çok basit bir problem olarak kaldı.
Gece çöktüğünde normalde yazmayı bırakıyorum. Karanlık beni her zaman umutsuz kılmıştır. Ama bugün yazmak zorundayım.
Yarın sabah erken uyanıp spora yüzmeye gideceğim. Sonra atanmış işime tüm konsantrasyonumu ve olan iştahımın maksimumunu vermeye çabalayacağım. Çıkışta yine biraz spor. Günün geri kalanında film ya da dizi.
Bu yazıdan sonra tüm kıyafetlerimi toplayacak ve bana olan üç beş taneyi belirleyip gerisini bir odaya kapatacağım. Kendime bir anayasa değilse de bir emir listesi yazacağım. Bu kez olacağına inanıyorum. Kendimle aynı taraftayız. Bugüne kadar olduğu haliyle olmayacağı aşikar.
Hiçbir şeyi yarım yapamıyorum. Yaşamayı da işi de. Bu yukarıda değindiğim kırgınlık/kızgınlık halinin beni temel sarstığı noktalardan biri ne yaparsam yapayım her şeyi "tamamen" düzeltemeyeceğim düşüncesi, burukluğu. Kafamda o belki de bir ufak tahta eksik olacak geleceği kabullenmekte; ona dair bir hayal oluşturmakta sıkıntım var. Ve bu durum; beni hayata sarılmaktan alıkoyuyor.
Görmemin bir tık konsantrasyon eksikliğine açık hale geldiğini görmem aynı zamanda işimi de iyi yapabilir miyim endişesine yol açmıştı. Fakat kısa sürede gözlemlediğim minimum yeterlilik için ihtiyaç duyulan seviyenin pek de matah olmadığı. Burada yalnızız. Açıkça söylebilirim. İnsanların çoğunluğu gerçekten çok sınırlı ve yetersiz düşünüyor. Benim kendi potansiyelimin çok daha altındaki hali toplum ölçütlerine göre iyi bir takımda iş yapabilir.
Evet yapar değil yapabilir.
Hayatımda daha önce hiç olmadığım bir yerdeyim. Genelde hayatımda boşluklar olduğunda anılarla oynamayı severdim. Onlara geri dönmek için değil; daha çok elimdeki oyundan daha değerli olduklarını düşündüğüm için. Fakat uzun bir süredir hayatımda ilk kez sadece kendimleyim. Hiçbir eski kız arkadaşa dair bir konu gelip bana dokunmuyor. Herhangi bir duygulu şarkıda aklıma başka bir insan gelmiyor. Sanırım kendi içimde büyüyen derde o kadar kapıldım ki gözüm başka bir şeyi görmemeye başladı.
Bu yazıyı yazdığım ve pek de sevmediğimi her fırsatta söylediğim evle sanırım benzeşiyoruz. Benim çocukluğumda alındı. Buraya sığmayacak; yazsam da size bir şey ifade etmeyecek bin türlü metafor. Ve bugün ben; yanımda yarından itibaren tek başıma arkadaş edinmeyeceğim şarap şişem; üstelik karanlığa rağmen; tekrar hayal kurmayı, hayale dair ne yapabilirim diye düşünmeyi hatırlamaya çalışıyorum.
O kadar zayıfım ki aslında. Ufak bir ışık noktasından çizgi halinde yansıyan ışık bana astigmatı hatırlatıp beni tekrar yere düşürüyor. Şimdi bile. İşte yine içimde o öfkevari his. Bunu hak etmedim düşüncesi. Çoğu insandan daha çok kendimle barış için emek harcamıştım. Gerekli mutsuzlukları da çekmiştim. Şimdi böyle saçmasapan ve çaresizce sınanmak bana çok ucuz ve bel altı vurulmak gibi geliyor.
Böyle anlarda başka bir insanın ihtiyacını duyuyorum. Öyle bir insanı kafamda canlandırabildiğimi söyleyemem. Bir ihtiyaç nedenli bir insanı arzulamayı da bencilce bulurum. Ama durum bu. Yalnızlıkla artık birbirini gördüğünde içinde bir endişe uyanan iki eski sevgili gibi olduk.
Yaşamakta bile zorlanırken, bu kadar kendim doluyken öteki bir insan düşüncesi her zamankinden uzak. Öyle bir insan olsa dahi; ona anın içinde ansızın kırılmayı nasıl anlatırım. O bana nasıl iyi gelir; ben ona ne sunabilirim? Üstelik ukalaca tekrar yazacağım; insanların çoğunluğu zaman ayırılması israf olacak seviyede boş küme.
Gelecek ay taşınacağım gibi duruyor. Hayattaki tüm olmamışlıkları uzun süredir yemek yemekten çıkarmış herhangi bir insan gibi tabi ki maddi tekerim patlak. Hatta kişisel tarihim açısından en dip noktadayım. Ama ben düzelsem; toparlanabilir şeyler bunlar. Bunlar sonuçlar. Sonuçlar nedenler düzeldiğinde düzelir.
Akşam ilerliyor ve bundan hoşlanmıyorum. Ne çok anlatacak şey vardı ve ben kelimelerde kıvraklığı, düşünsel gücü gittikçe yitirdiğimi hissediyorum
Sağlık, para, umutlu insan, daha az mükemmeliyetçilik, daha bağışlayıcı olma, dünyanın seviyesini kabul etme, ve yaşamak. Herkes gibi, inanarak.
Yorgunum, daha aydınlık saatlerde daha umutlu; bazen hatta.. kırılgan da olsa coşkuluyum. O zamanlarda konuşalım. Yazmak da yeterli değil. Yazmak zamanın ritminde sanki atıl kalıyor.
Şarabı bitirmeden 10 dakika gözleri kapayacağım. Sonra o yeni hayat işini yapacağız. Daha güzel senaryolar için zamanın içinde benim de yürümeye başlamam gerekli.
Olmayan tanrı... Senin işini de ben yapıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder