Yarın 30 yaşıma girmiş olacağım. Geçtiğimiz 1 yıl, en zoruydu.
Aklımda önemli kısmı yeni eklenmiş olan binlerce sokak var. Herbirini ezberledim; hepsinde yürüdüm. Bu kez beni kurtaracak bir cevaba ulaşamadım.
Bir yıl boyunca daha iyi bir yarın düşüncesi içeren hiçbir hayalim olmadı. İhtimali aklıma yatmadı.
Neyse, beni tanıyanlarınız bunları zaten biliyor...
****
Ben iç mutabakatlara ve öze dair insan bilincine kendimi yaslarım. Adalet maddesinde fay hattım; estetik maddesinde ise beslenme kanalım var.
Kendime dair bildiklerim operasyon sonrası gözde kalan mild astigmat nedenli hayatımda ilk kez şüphe altında. Sanırım somut biçimde eksildim. Yürümek, gezmek, sevişmek, odaklanmak vs. görsel haz içeren tüm eylemlerde mantıken puanım düşmüş olmalı.
Bu olay adil değildi. Adil hale getirmek de elimde değil. Önceki tüm oyunlarda yaptığım gibi bu kez başka bir beyaz sayfadan da başlayamam; bundan sonra hep kendimle ve bu eldeki yeni karakterle olmak, oldurabilmek zorundayım.
Oyunu kazanmanın garantisini değil de kazanma ihtimalimin de olduğunun bir tür güvencesi olmadan bir iç mutabakat daha önce hiç yapmadım.
****
Farkındalıklarımın aleyhimde çalıştığı çirkin bir oyun bu. Eskiden sadece duygusal konularda ve ilişkilerimde bu çukur vardı. İnsana dair her şeyi somut bağlantılarla açıklama işi. Romatizmi öldüren uğraş.
Şimdi ise hayatımın her alanında; bir koşu yarışında rüzgarın artı eksi etkisinin ekrana verilmesi gibi mild astigmatın etki boyutunu süzüyorum ve modumu ve motivasyonumu o belirliyor. İp bende değil.
Kendim olmak bu oyunda işime gelmiyor; beni sonuçsuz sokaklarda yürütüp yoruyor.
****
Ve. Yine de.
29 yaşımdayım sayılır. Hayatı yaşamak da zorundayım. Bu umutsuzluk ve ölü toprağı halimle hayatımı değil birkaç ay bile daha geçiremem.
Elimde işleyeceğini bildiğim bir silah bu kez yok. Beni oyunda bir tık daha iyiye atabilecek çok da kompleks olmayan birkaç hamle düşüneceğim. Olmazsa başkaları. Başka çarem yok.
Finlandiya sürecinden sonra estetiği hikayede aramayı bırakıp somut görselliklerden beslenmeyi kendime anlatıp durmuştum. Şimdiki durumda belki de o kapıya tekrar dönmeyi denemeliyim. Estetiği anlam suretinde besleyeceğim bir bahçe yaratıp yeni bir kanalı oradan zorlamak?
****
Değişmek. Değişebilmek. İnsanın kendinden yeni varoluşlar ve mutluluklar yaratması.
Kendimi kandırmakta iyi değilim. Ancak tek bir kez şaşırabilsem, kendi lehime yanılabilsem... mutluluk hayalinin de sınırları açılır.
Değişmek artık bir opsiyon değil, mecburiyet.
Verilere, farkındalıklara değil; bilinmeze sırtını dayamak.
Oyundaki kartlarımı alıp; bana kendimle olursam kaybedeceğimi hesapladığım kartları verirseniz ben o oyunu o haliyle kabul edemem.
O nedenle topla tüfekle artık neyse ne; hayattan alacağım var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder